4 Mayıs 2011 Çarşamba

"Güven" geldiysen kapıyı iki kere tıkla..

Eros( Aşk ),  Psyche (RUH)

Psyche
(Ruh), Milet kralının üç kızından en güzeli idi. Gerçekten o kadar güzel, o kadar alımlıydı ki herkes Afrodit’i bırakmış, ona tapınmaya başlamıştı. Afrodit tapınağının sunakları artık bomboştu ve herkes hediyelerini Psyche ’ye götürüyordu. Aşk tanrıçası Afrodit küplere biniyor, kıskançlığından deliriyordu. İntikam almaya karar verince, oğlu EROS’a gitti ve dünyanın en çirkin erkeğine aşık ederek Psyche ’ye cezalandirmasini istedi. EROS annesinin isteğini yerine getirmek için hemen yola koyuldu.

Aşk tanrısı Eros, Ares ve Aphrodite’in oğludur. EROS annesi Aphrodite gibi dünyaya güzellik ve neşe getirir, insanların gönüllerini aşk ateşi ile yakar, insanların mutluluklarını yada sonlarını hazırlardı. Sırtında bir çift kanadı vardı. Bu kanatlarla uçarak dünyayı dolaşır geçtiği yerlere çiçek kokuları saçardı. EROS 'un elinde her zaman okları olurdu. Bu oklarla insanları kalplerinden vurur onları birbirlerine aşık ederdi.
Birgun kraldan kizi Psyche 'yi kurban etmesi yoksa halkina en beter hastaliklarin ve belalarin salinacagi haberi geldi.Uzuntusunden kahrolan kral  butun yalvarmalarina ragmen  Tanrilarin fikrini degistiremedi ve caresiz kabul etti.Buna gore,kizi Psyche'yi tepenin basinda ki tapinaga birakacaklardi.Ailesi ve halki ile vedalasan Psyche ,burada sonunu beklemeye basladi.Bir sure sonra yere uzandi ve uyumaya basladi.Gozunu actiginda ,kendini ,uyuyan bir ormanın ortasında kurulmuş, muhteşem fakat ıssız bir sarayda buldu.Saraydaki hizmetkarlarin soyledigine gore "canavar" kocasi gece yanina gelecekti.Nitekilm geldi de...Psyche 'ye gece boyunca guzel sozler soylemisti fakat hava aydinlanmadan yanindan gidiyordu.Her gece karanlık düştükten sonra canavar kocasi,Psyche 'nin yanina geliyorduPsyche  onun canavar oldugunu dahi dusunmuyordu artik.. Sihirli sarayda bir insanın isteyebileceği her şey vardı. Fakat Psyche 'nin tek istediği,kendisini deliler gibi seven bu canavarin yüzünü görmekti. Fakat kocasi  bunu kabul etmiyordu, gece hep karanlıkta geliyor ve güneş doğmadan da gidiyordu, akşamları sarayda ateş yada mum yakılmasını yasaklamıştı. Psyche ne kadar yalvarsa da fayda etmedi.

"Aşkımızın sırrını kalbinde taşıdığın sürece mutlu olacaksın" dedi canavar "Beni görmeyi aklından bile geçirme, kim olduğumu  öğrenme, bilmeden tanımadan beni oldugum gibi sev..(bu sahne esnasında,arka fonda çalan muzik )senden gizlenen şeyleri öğrenmeye çalışarak mutlu olma fırsatını elinden kaçırma."Ve Psyche de bunu kabul etmiş.. Canavar'in yuzunu görmeden kim olduğunu bilmeden onu  sevmişti. Birlikte çok mutluydular…

Gel zaman git zaman, Psyche mutsuz olmaya başladı,(diger tabirle rahatlik batti) çünkü kocası onu bu altın kafeste mutlu etse de ailesini özlüyordu, onları görmek için çıldırıyordu. Bir gün kocasına bu isteğinden bahsetti, kocasıysa bir şartla gidip onları görebileceğini söyledi; Psyche ’den bir şey yapmasını isterlerse onu yapmayacaktı... Psyche ’nin isteği karşılığında bu, çok kolay bir şarttı..

Ailesinin yanına gittiğinde hepsi onu özlemle karşıladılar. Hepsi birbirini çok özlemişti, onu çok merak etmişlerdi, bir sürü sorular soruyorlardı ve duyduklarıyla dehşete düşüyorlardı. Psyche
, kocasını sadece geceleri yanında bulduğunu ve asla yüzünü göremediğini ama çok iyi kalpli olduğunu ve onu çok sevdiğini anlatınca kız kardeşleri kıskandilar, fesatça bir fikir ürettiler;  Psyche ’nin kocası  elnihayetinde bir canavardi ve zamani gelince onu oldürecekti,ya da o kadar çirkindi ki bundan çok utanıyordu...Bu tip şuphelerle Psyche ’nin kafasını kariştirdilar  ve ona, bir gece kocası uyurken bir hançer alıp mum ışığında bakmasını söylediler.

Psyche
  eve döndüğünde aklını bu sorular kemiriyordu ve akşam merakına yenik düştü, kocası uyurken eline bir mum, bir de canavarsa ve uyanıp saldırırsa diye hançer alıp kocasının yüzüne doğru eğildi. Yaninda yatan, dünyanın en yakışıklı erkegini, kocaman beyaz kanatlarını ve yanında duran bir okla yayları gördü. Kocası aşk tanrısı, EROS’tu. Psyche adeta büyülenmişti ve kocasına bir kez daha aşık olmuştu. Bakarken, elindeki mumu unuttu, ve dalgınlığından mumdan kızgın bir damla EROS’un kanatlarına damladı. Damlanın verdiği sıcaklıkla uyanan EROS, ondan istediği tek şeyi de yapmayan Psyche ye " Güvenin olmadığı yerde aşkta olmaz "dedi ve pencereden uçarak onu terk etti(bir de şraaaaaak diye tokat atsaymış tam olacakmış)

Psyche ne yapacağını şaşırdı, teker teker tüm tanrılara gidip Eros’u ona geri dönmesi için ikna etmelerine yalvardı, fakat EROS Olimpos Dağı’nın tepesinden Psyche ’yi sadece seyrediyordu, onu hala çok seviyordu fakat yaşattığı hayal kırıklığını unutamıyordu.(Harlequin tarzi romanlarindaki tipik erkek karakter tavri) Psyche, son şansı olarak kendisinden nefret ettiğini bildiği Afrodit’e yalvarmaya gitti. Afrodit ise onu soğuk ve düşmanca bir gülümseyişle karşıladı, ve onun iyi bir eş olup olamayacağını test edeceğini söyledi (kaynana). Psyche ’ye yapmadığını bırakmadı, önce bir sürü tahılın içinden tane buğdayları ayırttı (Ayikla bakalim pirincin tasini demis aslinda) , sonra da gidip altın koyunların tüylerini kırpmasını istedi (bu vahşi koyunları kırpması ve yünlerini eğirmesi için çoban yardımcı oldu ve öğlen hepsini kavalıyla uyuttu), son olarak da Hades’in karısı Persephone’den büyülü makyaj kutusunu almasını ama ne olursa olsun kutunun içine bakmamasını söyledi. Maalesef Psyche bir kez daha merakına yenik dustu (insanin basina ne gelirse ..ya meraktan ya ..meraktan zaten)ve zor da olsa alabildiği kutunun içini açıp baktı, kutunun içindeyse gözle görülebilir bir şey yoktu; sadece ölüm uykusu...
Psyche
  orada uyuyakaldı ve nefes alışı durdu. Bunu gören Zeus daha fazla dayanamadı, EROS’u yanına çağırdı ve buna bir son vermesini, artık onu affetmesini söyledi. EROS,  Psyche ’yi alıp Olimpos Dağı’na getirdi. Zeus’un önünde Psyche ye önce ambrosia içirip ölümsüzlüğe kavuşturdular, sonra da Psyche ile Eros evlendi. Tanrı ve tanrıçaların arasında sonsuza dek mutlu yaşadılar.......mış!!


 Simdi efenim,aslında bahsi geçen "Pysche" ruhu temsil ediyor ,hani şu adı çok sık geçen -ruhun güzelligini ...
Her çeşit dış güzelligin neşter ile mümkün kılındığı günümüzde; Eros çoktaaaaaan baska bir Psyche bulmuş,gece yatarken dişlerini fırçalamaktan vazgeçmiş ve ev dağınık olmasına rağmen bütün gün kıçını devirip yattığı için  Psyche onu çoktan boşamış ve yüklü bir tazminat alıyor olurdu (Adam Olimpos'ta Tanrı'ymis,boru mu )Tazminatı ödemekte zorlanan Eros'ta kanatlarının verdigi  avantajla kargo servisini ikinci iş olarak yapardi garibim.
Afrodit (kaynana) olayına girmiiim hiç....

Mitolojide olsa ,okumasi keyifli...


not:Anlatımın sığlığından anlasıldığı uzere yazım bana ait degil,renkli yazilanlar dışında :P

25 Nisan 2011 Pazartesi

ne yapabilirim ki,ben karanlıktan bile korkan bir bebeğim...

Bu hatun benden betermiş,paranoyaklik konusunda...


Shivaree - Goodnight Moon von lebordeluche


There's a nail in the door
And there's glass on the lawn
Tacks on the floor
And the TV is on
And I always sleep with my guns
When you're gone

There's a blade by the bed
And a phone in my hand
A dog on the floor
And some cash on the nightstand
When I'm all alone the dreaming stops
And I just can't stand

What should I do I'm just a little baby
What if the lights go out and maybe
And then the wind just starts to moan
Outside the door he followed me home

Well goodnight moon
I want the sun
If it's not here soon
I might be done
No it won't be too soon 'til I say
Goodnight moon

There's a shark in the pool
And a witch in the tree
A crazy old neighbour and he's been watching me
And there's footsteps loud and strong coming down the hall
Something's under the bed
Now it's out in the hedge
There's a big black crow sitting on my window ledge
And I hear something scratching through the wall

Oh what should I do I'm just a little baby
What if the lights go out and maybe
I just hate to be all alone
Outside the door he followed me home
Now goodnight moon
I want the sun
If it's not here soon
I might be done
No it won't be too soon 'til I say
Goodnight moon

Well you're up so high
How can you save me
When the dark comes here
Tonight to take me up
To my front walk
And into bed where it kisses my face
And eats my head

Oh what should I do I'm just a little baby
What if the lights go out and maybe
And then the wind just starts to moan
Outside the door he followed me home
Now goodnight moon
I want the sun
If it's not here soon
I might be done
No it won't be too soon 'til I say
Goodnight moon
No it won't be too soon 'til I say
Goodnight moon

GÜL


Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe
Önümü arkamı bilmiyorum
Azaldığını duyup duyup karanlıkta
Beni ayakta tutan gözlerinin

Ellerini alıyorum sabah kadar seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
İstasyonda tren oluyor biraz
Ben bazen istasyonu bulamayan bir adamım

Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
Her nasılsa sokağa düşmüş
kolumu kanadımı kırıyorum
Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene



Cemal Süreya

wheel of fortune..

 Geçen sene,doğum günüm için yaptığım harika plan, "kayboldu" zannedildiği için bizi polis karakoluna  sevk edip,giysi dolabında ki montun cebinden çıkan cep telefonu tarafından sabote edilip,içine edilmişti..

Bu sene yine ala planlarım var-dı mayısın 15'de ki doğum günüm için..vardı diyorum çünkü bu seferde sağlık problemlerim ortaya çıktığı için 30'lu yaşıma eklenecek  rakamı,görünen o ki hasta yatağımda kutlayacağım.

Yinede,çok ciddi bir sağlık sorunum  olmadığı için mutluyum(peeh peeh peeh).Önümüzdeki sene muhtemelen yine bir bokluk çıkacak (kuantum etkisi mi yoksa ..!) ama her sene dilediğim şeyi,yine tüm kalbimle, bu sene  ve sonra ki senelerde  dileceğim ;Sevdiğim insanlarla beraber sağlıklı,huzurlu bir hayat...ha birde ,sabit bir adres mümkünse...


                                                                                        
Yukarıda ki resim,oğlumun eseri..umarım, siyah renkli kalp şeklinde ki gözyaşları iyiye işarettir!

22 Nisan 2011 Cuma

pır pır Kelebek

Yirmidört ya da yirmibeş yaşımda olsaydım,başka bir ülkeye hatta şehre taşınma fikri beni heyecanlandırırdı ama otuzlu yaşların ortalarına (neredeyse)  merdiven dayamış olmaktan mı yoksa anne olduğum için mi,bilemiyorum,artık heyecanlanmadığım gibi gerilmemde cabası.

Bunda,dört ayrı ülkede yaşamış olmanın payıda mevcuttur sanırım.
Aslında çoğu zamanda şanslı hissetmiyor değilim ama artık sıkıldım!...gezmek tamam da,her iki -üç yılda bir pılını pırtını topla başka bir ülkeye git:adetlerini öğren,insanlarını öğren,dilini öğren,belediyesi nerede onu öğren vs. vs... artık bir yerde kalmak istiyorum diyorum.Paradoksa gelince:bir yerde iki yıldan fazla yaşayıncada resmen -kaşınıyorum!

Şu anda bulunduğum ülkeden, daha ilk geldiğim sene sıkıldım.Daha ilk sene -bir sonraki gideceğim ülkenin hayalini kurmaya başladım,hatta başka bir ülkeye gitmeyi diledim..noldu ? al sana yeni ülke..bambaşka bir dil...bilseydim "dilek kapısının" açık olduğunu  -Tanrım,artık kıçımı kırıp bir yerde sabit kalma  tâkatını ver bana ! gibi bir dilek tutardım ... Heyamola !

20 Haziran 2010 Pazar

Sana...

  Bugün, gidişinin  9.ayı...
Su ana kadar saymamıştım  tam olarak ne kadar zaman geçtiğini.
Sayamayacak ,düşünemeyecek kadar içimi acıtıyordu yokluğun.

Başına gelmeden anlamıyormuş insan!

Güzel,keyifli geçirdiğim bir günün akşamında,beni 'Sensizler orkestrasına' kattın.
Hiçbir enstrümanın çalınmadığı,sadece notalarin sessizce mırıldanıldığı  "Sensizler orkestrası"...


Oysa ben,
böylesine ani bir terkediş beklemiyordum...
Hiç olmadığım kadar hazırlıksız yakaladın beni.
Ürkek,
korkmuş,
ne yapacağını ne diyeceğini bilemez bir halde...
Gözümden akan yaşların acılığı hiç,içimdeki acının dökülemeyen gözyaşlarının yanında.

Bir görseydin halimi,nasıl yere çöktüğümü ,
sen bile
bu gidişin için kendine kızardın.

'Sevgili' ile 'Sevdiğim' seni görünce çok sevinmiştir eminim,onları da öp benim için güzel yüzlerinden.

Söylemek istediğim milyonlarca sözcüğü sadece iki kelime ile dile getirecektim çok kısa bir zaman önce.


Oysa ne cok severdim seni:
Beni yüzüstü bıraktığında,
bana yalan söylediğinde, 
herseye 'Hayır' dediğinde,
o kadına gittiğinde  bile seni sevmeye devam ederdim.
Son bir gayretle bana  ulasma cabalarini elimin tersi ile ittim,
kalbimi kapadim sana 
ama inan,
seni hep sevdim,
beni incittigin zamanlarda bile.


Ne kadar bencildin,ne kadar kırıcı,ne kadar huysuz...
ama ne kocamandı kalbin,
ne iyiydi.
Bu kadar zıtlığı içinde barındıramadı o kocaman kalp,yorgun bitap düştü sonunda.

Bazen ağlardın,
gelip gözyaşını silmek ve sana doyasıya sarılıp,avutmak isterdim,
yapamazdım.
Pişmanim bunları ertelediğime
ve tek avuntum
' 'niye yapmadım ' listesinde olmayan,
 içinde senin en güzel zamanlarını barındırdığım
kalbin gibi cocuksu ,
mutluluk dolu anılarım.


"Sizin hiç babanız öldü mü? benim bir kere öldü kör oldum"
diye başlayan
 ve devamını okumaktan korktuğum bir şiiri vardır Cemal Süreyya'nın,
artık okumama gerek kalmadı,
 devamını şimdi ben de biliyorum.

Olduğun yerde üşümediğini,yalnız olmadığını düşünmek istiyorum,
bunun içinde
yazdığım tüm mektupları
sana olan özlemimin toy sıcaklığıyla  toprağına gömüyorum
ve güzel gözlerinden defalarca,
defalarca öpüyorum.

Beni olduğum gibi sevdiğin ,
babam olma  onurunu bana yasattiğın için
                                        sana tüm kalbimle teşekkür ediyorum.

Seni tekrar göreceğim güne kadar
                                    özlemeye devam edeceğim...

Babalar günün kutlu olsun koca yürekli güzel insan...




Nine months already passed since you're gone.
Your absence  was hurting me so much  ,so i couldn't count the days  neither could think about it.

None would understand till experience it!

After having a beautiful day's evening,i have been forced to  join into the orchestra without you,where is no any instrument's played but syllable are murmured...

whereas I,
wasn't expecting a sudden departure...
You've catch me so unprepared more than ever.
timid,
scared,
didn't know what do to do.

If you were seeing the way i just failed on my knees,you could be upset  to yourself  as well for your leaving 


I was actually about to say how much i loved you,shortly after.

And i actually loved you very deeply.
Even when you left me ,when you lied,when you say -no to anything i asked for.
when you left for 'that' woman I continuously  loved you.

Result of these,i rejected your efforts for  reunionin  with me,i closed my heart to you but believe me,i always loved you  ,including the times you hurt me