19 Haziran 2011 Pazar

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin


O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti


Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,


En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.




SeNi  TekraR  
GöReCeğiM   GüNe KaDaR, ÖzLeMeYe  DeVam  EdeCeğiM


BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN  BABA'CIĞIM..




18 Haziran 2011 Cumartesi

Her Şey Sende Gizli



Her Şey Sende Gizli


Yerin seni çektiği kadar ağırsın,


Kanatların çırpındığı kadar hafif...

Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

 
Can Yücel

17 Haziran 2011 Cuma

Güzel bir jazz alternatif !






Anything You Want (Not That)
Tried to deny I had weakness for you
Tried to hide I did the best I could do,
But you weren't to be convinced or fooled
In no time I couldn't get enough of you

We spent some time doing one thing or another;
Never really mattered as long as we were together
I was impressed your tricks worked a treat.
Realized too late I shouldn't tell you how I feel

Well I feel for you
I want and fell for you

Forgive the doe eyed relentless attention
If it's on I'm on there's no more use in pretending
Close to the chase it's clear you've had fun playing
Some liberties well you're surely been taking.
Now you blew me away with your quick turn around
Clocked a reaction I was least expecting
Realized too late if I wanted to keep you
I'd have to be good at treating you mean.

Well I feel for you
I want and fell for you

I can't deny we had something good
Never see it coming when it turns on you
Before I knew it I was in too deep - what can I say
Some things just ain't meant ot be.
This is trouble and ain't going nowhere
Good reddens to you if that's how you play it
He stops right here I'm throwing you back in
This is a story where no one ever wins.

Well I feel for you
I want and fell for you
    NE İSTERSEN (O değil )  Sana zaafım olduğunu inkar etmeye uğraştım. Elimden geleni yaptığımıda saklamaya çalıştım.Ama sen ne kandın ne inandın.. ve  senden,alamadım istediğimi  (çabucak).  Neler yaparak geçirdik zamanımızı...ama ne önemi vardı (biz)beraber olduktan sonra .Yalanların,hilelerin bile beni etkilemişti gerçekten "jest"miş gibi.(Sana) nasıl hissettiğimi söylemem gerektiğini geç farkettim ne yazık ki.  Pekala.. birşeyler hissediyorum. istiyorum ve kapılmıştım sana...  Boşver bir dişi geyik gibi acımasız ilgimi!Hala varsa birşeyler,bende varım hemde kanıyormuş gibi yapmadan. Oynayıp eğlendin bu bir gerçek.Bazı ayrıcalıklarınıda kullandığın kesin.. Ve şimdi,savurdun beni ikiyüzlülüğün ile.Bir tepkiydi en azından beklediğim.. Seni elimde tutmak için "iyi" bir "Kötü" olmalıydım,ama bunun içinde geçti artık.   Pekala.. birşeyler hissediyorum. istiyorum ve kapılmıştım sana...  Aramızda güzel şeyler olmuştu, inkar edemem. Bunların olacağını hiç düşünmemiştim sıra sana gelince...Ne kadar kaptırmışım kendimi,  tüm bunlar olmadan önce...ne diyebilirim ki..Bazı şeylerin gerçekten oluş amacı vardır işte..ve bu dert kalacak olduğu gibi.. Sana iyi utanmalar (yazıklar olsun diyor aslında) eğer oyunun böyleyse ! Seni geçmişe gönderirken diğeri benim için hemen burada,yanı başımda..Hiç kimsenin asla kazanamadığı bir hikayedir bu aslında.  Pekala.. birşeyler hissediyorum. istiyorum ve kapılmıştım sana...           Velhasıl belirtmeden edemeyeceğim tercüme etmek işi hayli zor, iki dili ne kadar iyi konuşursanız konuşun. Tercümanlık okuyan arkadaşları takdir ettim birkez daha :P
                       

13 Haziran 2011 Pazartesi

nefret etmek mi etmemek mi



Bütün mesele buysa " mesele değil" .Asıl mesele. eğer bu nefret beraberinde intikam hissini getiriyorsa..
İyi niyetiniz itinayla kemirilip toz haline getirilir,yumak  yapılır,sırtını döndüğü bir anda bu yumak fırlatılır !


Senaryo böyle olmalı aslında!


Sanırım en iyi intikam, o insan(lar) hiç hayatınızda olmamış,yeralmamış gibi davranmak hatta öyle hissedip,hayata kaldığınız yerden devam etmek... zaten bu değil mi bizi insan gibi "insan " yapan ?! seviyemizi korumak !

Nefret insanı çirkinleştiren bir duygu.İntikam ise bizi ele geçirdiği vakit her yanımızı sarıp,içten içe yakıp kavuran bir "herneyse". Nefret ve intikam alma istediği,bize kötülük yapıp canımızı acıtan insansı varlıklarla,bizi aynı seviyeye düşürür.

Şimdi   " Avilalı Teresa " gibi konuşuyorum ama elime fırsat geçse yine böyle düşünür hatta davranır mıyım bilemem.  :-P

Affetmek gibi alternatifimiz var  ama bilemiyorum,son kullanma tarihine bakmak lazım uygulamaya koymadan önce...


20 Mayıs 2011 Cuma

Haberin var mi?




Habeeeriiiin haberiiiiiin var mi ?

Enfes....

19 Mayıs 2011 Perşembe

Paradoks

 Bazen, neden "  özledim...seni kimseyle paylaşamıyorum,kıskanıyorum,senin icin endişeleniyorum, bana ait olmani istiyorum tum bunlari istiyorum çünkü seni seviyorum..." diye düşünüp kıvrandığınız zamanlarda,ağzınızdan "beni aramadın dün gece ...o hatun kimdi..bana yalan söylüyorsun...tek derdin seks..arkadaş kalalım madem öyle,  hadi hoşçakal " dökülür ardı ardına...sonrada o salakça gururunuz yüzünden bir boku düzeltemeyip,  kös kös oturur size yanıt vermesini beklersiniz...

Bu da yetmezmiş gibi birde,yüksek sesle - Boşveeer dersiniz..

Aferin aferin...



Ben anlamıyorum sizi kızlar..cidden anlamıyorum..  (  :

4 Mayıs 2011 Çarşamba

"Güven" geldiysen kapıyı iki kere tıkla..

Eros( Aşk ),  Psyche (RUH)

Psyche
(Ruh), Milet kralının üç kızından en güzeli idi. Gerçekten o kadar güzel, o kadar alımlıydı ki herkes Afrodit’i bırakmış, ona tapınmaya başlamıştı. Afrodit tapınağının sunakları artık bomboştu ve herkes hediyelerini Psyche ’ye götürüyordu. Aşk tanrıçası Afrodit küplere biniyor, kıskançlığından deliriyordu. İntikam almaya karar verince, oğlu EROS’a gitti ve dünyanın en çirkin erkeğine aşık ederek Psyche ’ye cezalandirmasini istedi. EROS annesinin isteğini yerine getirmek için hemen yola koyuldu.

Aşk tanrısı Eros, Ares ve Aphrodite’in oğludur. EROS annesi Aphrodite gibi dünyaya güzellik ve neşe getirir, insanların gönüllerini aşk ateşi ile yakar, insanların mutluluklarını yada sonlarını hazırlardı. Sırtında bir çift kanadı vardı. Bu kanatlarla uçarak dünyayı dolaşır geçtiği yerlere çiçek kokuları saçardı. EROS 'un elinde her zaman okları olurdu. Bu oklarla insanları kalplerinden vurur onları birbirlerine aşık ederdi.
Birgun kraldan kizi Psyche 'yi kurban etmesi yoksa halkina en beter hastaliklarin ve belalarin salinacagi haberi geldi.Uzuntusunden kahrolan kral  butun yalvarmalarina ragmen  Tanrilarin fikrini degistiremedi ve caresiz kabul etti.Buna gore,kizi Psyche'yi tepenin basinda ki tapinaga birakacaklardi.Ailesi ve halki ile vedalasan Psyche ,burada sonunu beklemeye basladi.Bir sure sonra yere uzandi ve uyumaya basladi.Gozunu actiginda ,kendini ,uyuyan bir ormanın ortasında kurulmuş, muhteşem fakat ıssız bir sarayda buldu.Saraydaki hizmetkarlarin soyledigine gore "canavar" kocasi gece yanina gelecekti.Nitekilm geldi de...Psyche 'ye gece boyunca guzel sozler soylemisti fakat hava aydinlanmadan yanindan gidiyordu.Her gece karanlık düştükten sonra canavar kocasi,Psyche 'nin yanina geliyorduPsyche  onun canavar oldugunu dahi dusunmuyordu artik.. Sihirli sarayda bir insanın isteyebileceği her şey vardı. Fakat Psyche 'nin tek istediği,kendisini deliler gibi seven bu canavarin yüzünü görmekti. Fakat kocasi  bunu kabul etmiyordu, gece hep karanlıkta geliyor ve güneş doğmadan da gidiyordu, akşamları sarayda ateş yada mum yakılmasını yasaklamıştı. Psyche ne kadar yalvarsa da fayda etmedi.

"Aşkımızın sırrını kalbinde taşıdığın sürece mutlu olacaksın" dedi canavar "Beni görmeyi aklından bile geçirme, kim olduğumu  öğrenme, bilmeden tanımadan beni oldugum gibi sev..(bu sahne esnasında,arka fonda çalan muzik )senden gizlenen şeyleri öğrenmeye çalışarak mutlu olma fırsatını elinden kaçırma."Ve Psyche de bunu kabul etmiş.. Canavar'in yuzunu görmeden kim olduğunu bilmeden onu  sevmişti. Birlikte çok mutluydular…

Gel zaman git zaman, Psyche mutsuz olmaya başladı,(diger tabirle rahatlik batti) çünkü kocası onu bu altın kafeste mutlu etse de ailesini özlüyordu, onları görmek için çıldırıyordu. Bir gün kocasına bu isteğinden bahsetti, kocasıysa bir şartla gidip onları görebileceğini söyledi; Psyche ’den bir şey yapmasını isterlerse onu yapmayacaktı... Psyche ’nin isteği karşılığında bu, çok kolay bir şarttı..

Ailesinin yanına gittiğinde hepsi onu özlemle karşıladılar. Hepsi birbirini çok özlemişti, onu çok merak etmişlerdi, bir sürü sorular soruyorlardı ve duyduklarıyla dehşete düşüyorlardı. Psyche
, kocasını sadece geceleri yanında bulduğunu ve asla yüzünü göremediğini ama çok iyi kalpli olduğunu ve onu çok sevdiğini anlatınca kız kardeşleri kıskandilar, fesatça bir fikir ürettiler;  Psyche ’nin kocası  elnihayetinde bir canavardi ve zamani gelince onu oldürecekti,ya da o kadar çirkindi ki bundan çok utanıyordu...Bu tip şuphelerle Psyche ’nin kafasını kariştirdilar  ve ona, bir gece kocası uyurken bir hançer alıp mum ışığında bakmasını söylediler.

Psyche
  eve döndüğünde aklını bu sorular kemiriyordu ve akşam merakına yenik düştü, kocası uyurken eline bir mum, bir de canavarsa ve uyanıp saldırırsa diye hançer alıp kocasının yüzüne doğru eğildi. Yaninda yatan, dünyanın en yakışıklı erkegini, kocaman beyaz kanatlarını ve yanında duran bir okla yayları gördü. Kocası aşk tanrısı, EROS’tu. Psyche adeta büyülenmişti ve kocasına bir kez daha aşık olmuştu. Bakarken, elindeki mumu unuttu, ve dalgınlığından mumdan kızgın bir damla EROS’un kanatlarına damladı. Damlanın verdiği sıcaklıkla uyanan EROS, ondan istediği tek şeyi de yapmayan Psyche ye " Güvenin olmadığı yerde aşkta olmaz "dedi ve pencereden uçarak onu terk etti(bir de şraaaaaak diye tokat atsaymış tam olacakmış)

Psyche ne yapacağını şaşırdı, teker teker tüm tanrılara gidip Eros’u ona geri dönmesi için ikna etmelerine yalvardı, fakat EROS Olimpos Dağı’nın tepesinden Psyche ’yi sadece seyrediyordu, onu hala çok seviyordu fakat yaşattığı hayal kırıklığını unutamıyordu.(Harlequin tarzi romanlarindaki tipik erkek karakter tavri) Psyche, son şansı olarak kendisinden nefret ettiğini bildiği Afrodit’e yalvarmaya gitti. Afrodit ise onu soğuk ve düşmanca bir gülümseyişle karşıladı, ve onun iyi bir eş olup olamayacağını test edeceğini söyledi (kaynana). Psyche ’ye yapmadığını bırakmadı, önce bir sürü tahılın içinden tane buğdayları ayırttı (Ayikla bakalim pirincin tasini demis aslinda) , sonra da gidip altın koyunların tüylerini kırpmasını istedi (bu vahşi koyunları kırpması ve yünlerini eğirmesi için çoban yardımcı oldu ve öğlen hepsini kavalıyla uyuttu), son olarak da Hades’in karısı Persephone’den büyülü makyaj kutusunu almasını ama ne olursa olsun kutunun içine bakmamasını söyledi. Maalesef Psyche bir kez daha merakına yenik dustu (insanin basina ne gelirse ..ya meraktan ya ..meraktan zaten)ve zor da olsa alabildiği kutunun içini açıp baktı, kutunun içindeyse gözle görülebilir bir şey yoktu; sadece ölüm uykusu...
Psyche
  orada uyuyakaldı ve nefes alışı durdu. Bunu gören Zeus daha fazla dayanamadı, EROS’u yanına çağırdı ve buna bir son vermesini, artık onu affetmesini söyledi. EROS,  Psyche ’yi alıp Olimpos Dağı’na getirdi. Zeus’un önünde Psyche ye önce ambrosia içirip ölümsüzlüğe kavuşturdular, sonra da Psyche ile Eros evlendi. Tanrı ve tanrıçaların arasında sonsuza dek mutlu yaşadılar.......mış!!


 Simdi efenim,aslında bahsi geçen "Pysche" ruhu temsil ediyor ,hani şu adı çok sık geçen -ruhun güzelligini ...
Her çeşit dış güzelligin neşter ile mümkün kılındığı günümüzde; Eros çoktaaaaaan baska bir Psyche bulmuş,gece yatarken dişlerini fırçalamaktan vazgeçmiş ve ev dağınık olmasına rağmen bütün gün kıçını devirip yattığı için  Psyche onu çoktan boşamış ve yüklü bir tazminat alıyor olurdu (Adam Olimpos'ta Tanrı'ymis,boru mu )Tazminatı ödemekte zorlanan Eros'ta kanatlarının verdigi  avantajla kargo servisini ikinci iş olarak yapardi garibim.
Afrodit (kaynana) olayına girmiiim hiç....

Mitolojide olsa ,okumasi keyifli...


not:Anlatımın sığlığından anlasıldığı uzere yazım bana ait degil,renkli yazilanlar dışında :P